Geriatrik (Yaşlılarda) Dişhekimliği Yaklaşımları

yaslilarda-dis-hekimligiGeriatrik (Yaşlılarda) Dişhekimliği Yaklaşımları

Yaşlanmanın organizma üzerindeki ana etkileri arasında, ağız boşluğunda ve dolayısıyla onu çevreleyen dokularda meydana gelen değişiklikler çok önemli bir yer tutar. Yaşlanma ile birlikte diş kaybında artış, tükrük akış hızında azalma, ağız mukozasında ve kaslarda güçsüzlük meydana gelir. Bu yapısal değişiklikler, yaşlının çiğneme fonksiyonunda ve dolayısıyla beslenme alışkanlıklarında farklılaşmalara yol açar. Beslenmenin bozulması bir dizi patolojik değişikliklerin gelişmesi için zemin hazırlar. Bu yüzden, yaşlanmaya bağlı olarak ağzı oluşturan yapılarda meydana gelen değişiklikler hekimler için büyük önem taşımaktadır. Tıp doktorları, yaşlı hastaları genellikle diş hekimlerinden daha sık muayene ederler. Bu yüzden yaşlıda ağız sağlığının devamlılığının sağlanmasında, tıp doktorlarının da rolü büyüktür. Genel olarak, yaşlanma ile ilgili olduğu düşünülen oral değişiklikler; – diş kaybı – tükürük akış hızının azalması – oral mukoza ve kaslarda atrofi – tad duyusunun azalmasıdır. Yaşlılarda görülen diş kayıplarında, periodontal hastalık; kök çürüklerine kıyasla daha etkin bir faktördür. Yaşlı popülasyonun önemli bir bölümü hareketli protez kullanmaktadır. Bu protezler, dişeti ve çevre dokuların hem görünümlerini ve hem de bütünlüğünü etkileyen değişikliklere yol açabilir. Bütün bu faktörler; yaşlı bireylerde çiğneme ve dolayısıyla beslenme bozukluklarına neden olabilir. YAŞLILARDA AĞIZ HİJYENİ Bakteriyel plak dişleri ve ağız içindeki apareyleri kaplayan organik bir tabaka içinde organize olmuş, yoğun mikroorganizma kolonilerinden oluşan bir eklentidir. Ağız sağlığı için esas olan plak kontrolü, günlük ağız hijyeni ve diş hekimince yapılan periyodik profilaksi işlemleriyle sağlanır.

Yaşlılarda da görülen ağız hastalıklarının %95’ini, bakteriyel plağın neden olduğu periodontal hastalıklar ve diş çürükleri oluşturur. Yaşlılarda motor fonksiyonların kaybına bağlı olarak el yeteneği yeteneği azaldığı için, plak kontrolü gençlerdeki kadar iyi yapılamaz. Ayrıca, dişeti çekilmesi sonucu açığa çıkan kök yüzeyleri plak birikimi için uygun retansiyon alanları oluşturur. İlerleyen yaşla beraber periodontal dokuların bakteriyel plağa maruz kaldıkları süre artarken, bağışıklık sistemi fonksiyonlarının azalmasına bağlı olarak, plak mikroorganizmalarına karşı vücut savunmasında yetersizlik ortaya çıkar. Bu durum da plak birikimi için uygun zemin hazırlar. Yaşla birlikte tükürük akış hızının azalması da plak birikimini arttıran bir diğer faktördür. Ayrıca, koruyucu dişhekimliği hizmetlerinin yetersizliği, sistemik hastalıklar ve yetersiz beslenme gibi faktörler de oral hijyeni negatif yönde etkilemektedir. Alınan besinlerin fiziksel özellikleri de bakteriyel plak birikimini etkiler. Yumuşak diyetle beslenenlerde plak ve diş taşı birikimi fazladır. Yaşlılarda diş kaybının yüksek oluşu ve hareketli protez kullanımı sonucu besinlerin çiğnenmesi güçleşmiştir. Bu duruma bağlı olarak, yumuşak gıda tüketimi ve dolayısıyla bakteriyel plak birikimi artar. Yaşlı bireyler ağız hijyeni alışkanlıkları açısından altı ayda bir değerlendirilmeli ve motive edilmelidir. Ancak, ağız hijyeni iyi olmayan veya ağız dokularını etkileyen sistemik bir problemi olan hastalar, daha kısa aralıklarla görülmelidir (1-3 ay).

Bir önceki yazımız olan Dişlerin Konuşmaya Etkileri başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter0Share on Google+0Pin on Pinterest0

YORUMLAR