Diabet (şeker hastalığı) ve Diş Hekimliği

seker-hastaligi-disDiabet (şeker hastalığı) ve Diş Hekimliği

Ağız içindeki mevcut dokularda meydana gelen hastalıkların, birtakım sistemik hastalıkların oluşmasında tetikleyiciği rol oynadığı; sistemik hastalıkların da diş ve çevre dokulara etkileri bilinmektedir. Diabetes Mellitus (Şeker hastalığı) da bu gibi değişikliklere sebep olan bir hastalıktır.

Diabetes Mellitus , kandaki glikoz seviyesini (kan şekerini) düzenleyen esas hormon olan insülinin az salgılanması yada hiç salgılanmaması (Tip 1 Diabet) veya dokuların insüline yeterince cevap verememesine bağlı ( Tip 2 Diabet) görülen bir hastalıktır. Toplumda daha yüksek oranda görülen Tip 2 Diabet hastalığının majör belirtileri fazla yemek yeme, su içme, idrara çıkma ve kilo kaybıdır. Bunların yanında genelde 45 yaş üzeri şişman bireylerde, açlık kan şekerinin 125 mg/dl , tokluk kan şekerinin de 200 mg/dl’nin üzerinde olduğu durumlarda ‘Tip 2 Diabet’ tanısı konulmaktadır. Bu hastalık, vücutta birçok değişikliğe sebep olmaktadır. Kalp, beyin, göz ve böbrek gibi organları besleyen damarlarda meydana gelen harabiyete bağlı bozukluklar görülebilmektedir. Tip 2 Diabet hastalığına sahip bireyler enerji gereksinimi olarak, insulin mekanizmasındaki bozukluk sebebiyle, glikozu kullanamayacaklardır. Böyle olunca da diğer enerji kaynakları olan yağ ve proteinler devreye girecektir. Vücudun savunma mekanizmasında görev alan birçok protein molekülü düzenli bir şekilde kullanılamayacağından yara iyileşmesi de gecikecektir. Ayrıca yağların yıkımı sonrası açığa çıkan keton cisimcikleri de ‘ketoasidoz ‘ oluşumunu tetikleyecektir. Bu da hastanın şuurunun bulanıklaşmasına, ileri sahfada da tam kapalı hale geçmesine sebep olacaktır.

Diabetik hastalar enfeksiyona eğilimlidirler. Enfeksiyon varlığında, iltihaba karşı vücudun savunma mekanizması yavaş işlediğinden, yara iyileşmesi gecikir. Böyle olunca da, gerek ağız içinde olsun gerekse vücudun herhangi bir yerinde, mevcut bir hastalığın oluşması, ilerlemesi, tedavisi ve tedavi sonrası durumun idamesi güçleşecektir. Dişi çevreleyen ve destekleyen dokuların iltihabı anlamına gelen ‘periodontitis’ hastalığı diabetik hastalarda sıklıkla rastlanılan ağiziçi bulgulardandır. Bu dokularda meydana gelen değişiklikler; dişetinin iltihabıyla birlikte dişeti kanaması, dişeti büyümesi, iltihabın alt dokulara geçişine bağlı olarak ataşman ve kemik kayıpları şeklindedir. Bu durum kontrol altına alınmadığında da dişlerde sallanmalar ve diş kayıpları kaçınılmaz olur. Bunun yanısıra tekrarlayan abseler, tükrük akışında azalma, ağız kuruluğu, ağız kokusu, yüksek çürük riski, mantar oluşumları gözlenebilir.

Diabetik hastalar dental tedavileri için randevularını mümkün olduğunca sabah saatlerinde almalıdırlar. Ayrıca randevularına mutlaka ilaçlarını almış olarak, tok karınla gitmelidirler. Dişhekimi de seansları kısa tutmalı ve uzun süreli travmatik işlemlerden kaçınmalıdır. Lokal kanlanmayı azaltıp yara iyileşmesinin gecikmesine sebep olabileceğinden, adrenalinli lokal anestezik solüsyonlarından kaçınılmalıdır. Diş fırçalama, diş ipi ve arayüz fırçası kullanımını içeren ağız hijyeninin önemi vurgulanmalıdır. Yeniden değerlendirme kapsamında rutin dişhekimi ziyaretleri sık aralıklarla olmalı, hastanın kan şekerinin kontrolü yapılmalıdır.

Bir önceki yazımız olan Ağrıyan dişler çekilmeli mi ? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter0Share on Google+0Pin on Pinterest0

YORUMLAR